Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 24 Ocak 2017

Scroll to top

Top

No Comments

Vatan Savaşının Esaslı Teşkilâtı: TBMM

Vatan Savaşının Esaslı Teşkilâtı: TBMM

Cephelerde dağınık millî kuvvetler batıda Yunanlılarla, doğuda Ermenilerle, güneyde Fransızlarla, Konya- İzmit hattında da İngilizlerle yer yer çarpışmaktadır. İstanbul hükümeti ise İngilizlerle birlikte, Kuvayi Milliye hareketini dağıtmak yolunda faaliyete girişirken, Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye’nin başında ve Ankara’dadır.

Kuvayı Milliye hareketine, asiler ve zalimler diye lanet okuyan ve tekfirci ilan eden, kanlarını işe yaramaz ilan eden, onlara karşı harp ve öldürmenin en mübarek bir cihat olacağını söyleyen İngiliz damgalı fetvalar, İstanbul hükümeti tarafından Anadolu’nun dört bir tarafına yüz binlerce basılarak, dağıtılır. Bildirilerin dağıtılmasından sonra Hendek ve Düzce’de başlayan hassasiyet, Bolu’ya kadar sirayet eden bir isyanın fitilini ateşler. Karabiga’dan kaçıp kurtulabilen Anzavur, hiç vakit kaybetmeksizin Adapazarı taraflarında ve Geyve boğazında görünür. Kuvayı Millîye hareketine karşı ayaklanan Düzce’deki isyancılar, o zaman Bolu Mutasarrıfı olan Haydar Beyi tuzağa düşürerek Düzce’ye götürürler ve hapsederler.

Mustafa Kemal Paşa, Hendek, Düzce ve Bolu hadiselerinden sonra, Trabzon mebusu olan erkanıharbiye zabiti Hüsrev Bey ve arkadaşlarının, Gerede’de isyancılar tarafından pusuya düşürülerek esir alındıkları haberini, Ankara’da Ziraat Mektebi’ndeki karargahında, baş döndürücü bir faaliyet halindeyken alır. O andan itibaren üzerinde durduğu en büyük mesele şudur: Meclisi mümkün olduğu kadar çabuk toplamak…

 İlk şehidimiz: Kaymakam Mahmut Bey

Kocaeli yarımadasının ortalarından başlayarak birkaç koldan Ankara’ya doğru uzanan ve Ankara üzerinden atlayarak ta Yozgat’ta ve daha ilerilerde patlak veren isyanlara, verdiğimiz ilk şehidimiz Kaymakam Mahmut Bey olur. Daha önce Geyve istasyonunda Kuvayı Milliye süvarileriyle gördüğümüz Kaymakam Mahmut Beyin Geyve’den ileriye yürüyüşü, Adapazarı üzerinden yayılan ve Ankara’ya sıçraması muhtemel isyan ve kargaşalıkları önlemek içindir. Mahmut Beyin şehadeti, Ankara’yı derinden etkiler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Temeli Atılıyor

Cephe işleri, isyanlar ve bütün memleketin durumunu büyük bir ciddiyet ve titizlikle karargahından takip eden Mustafa Kemal Paşa’nın mesaisi bir kat daha artar. Vatanın tamamı kocaman bir cephe olabilirdi artık. Zira isyan hareketleri dalga dalga yayılmış, memleketin her tarafı kuşatılmış durumdadır. Millet iradesinin birleşmesini sağlayacak ve bu iradenin merkezi olacak Meclisin bir an evvel açılması zorunludur artık.

Bir an evvel Meclisin açılmasını sağlamak amacıyla İstanbul’da kapatılan Mebusan Meclisi Reisi Celaleddin Arif Bey imzasıyla, 10 Nisan’da Ankara’ya derhal gelmeleri için mebuslara telgraf, millete beyanname ve İstanbul’daki yabancı temsilcilere protesto telgrafları dağıtılır.(1)

Bütün felaketlerle dolu bu karamsarlık ortamında, Ankara ve oradaki Heyeti Temsiliye Karagâhı umudun merkezidir.  Bu karargâh  ve onun ruhu olan Mustafa Kemal Paşa ise bütün bu zorluklara karşı milletin gönlündeki vatanseverliğe güvenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 23 Nisan 1920, Cuma günü, Ankara’nın geçirdiği muhteşem ve heybetli günlerden biri olur. Coşkulu bir törenle açılan ve bütün dünyaya karşı safını ilan etmiş olan Meclis, artık  Ankara’da hayatın merkezidir ve bütün Türkiye’nin dayanağıdır.

İlk Büyük Nutuk

24 Nisan Cumartesi günü Meclisin ilk oturumu sabah saat 10’da açılır. Eski tutanakların okunmasından sonra Mustafa Kemal Paşa hitabet kürsüsüne çıkarak uzun söylevine başlar. Söyleyecek çok şey vardır. Sabah başlayan ve o gün dört buçukta son bulan nutukta Mustafa Kemal Paşa, mütarekeden TBMM’nin açılışına kadar olup biten, milletin bağımsızlık aşkı ile giriştiği maceraları hikaye eder. Sivas’tan Sarayla olan mücadelesini anlatır. Bu uzun söylevin ardından Paşa Meclise, bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının esasını oluşturacak olan şu önemli teklifi sunar:

“Bugünkü zor vaziyet içinde vatanı bölünme tehlikesinden ve yokoluştan kurtarmak için alınması gereken önlemler bittabi hey’eti muhteremlerine ait olacaktır. Ancak bu hususta kendi araştırmalarımıza ve bilgilerimize yaslanan kanaatlerimizi Meclisi Âlinize arz etmeği faydalı görmekteyiz. Memleketi bölünme ve parçalanmadan kurtarmak için derhal Kuvvayi Millîyeyi esaslı teşkilât ile biraraya getirip, birleştirmekten başka çare yoktur. Bunun şekli ne olmak lazım gelir? İşte mesele buradadır.”(2)

Dünden Bugüne Millî Seferberlik

Bundan 93 yıl önce de vatanı bölünme tehlikesinden ve yokoluştan kurtarmanın reçetesi, Milli Meclis ve seferberlik hükümetiydi. 93 yıl sonra da koşullar, bir çözümü zorunlu kılıyor. 24 Temmuz 2015’te PKK’ya karşı başlatılan operasyonlara ABD, darbe girişimi ile cevap veriyor. Yetmiyor; TSK’nın Amerikan koridoruna karşı Fırat Kalkanı müdahalesine, bombalarla yanıt veriyor ve bombalarla Türkiye’ye diz çöktürmeye çalışıyor. Şimdi Milletvekillerinin önündeki görev, Kaymakam Mahmut Bey olmaktır. Varlığını vatanının ve milletinin varlığına adamak, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçit vermemektir. Amerikancı teröre karşı birleşen milletin merkezi olacak esaslı teşkilatı korumak, kuvvetlendirmektir.

Türk gençliği olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız!

                                                                                                                                                                Emrah ZORBA

Kaynakça

1) NADİ Yunus, Ankara’nın İlk Günleri, Sel Yayınları, sf. 45.

2) VELİDEDEOĞLU Hıfzı Veldet, İlk Meclis Milli Mücadele’de Anadolu, sf.143

Submit a Comment