Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 24 Nisan 2017

Scroll to top

Top

No Comments

Türklerin Büyük Şehidi: Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey

Türklerin Büyük Şehidi: Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey

Milletimizin tarihi eşsiz vatan savunması örnekleri ile doludur. Soykırım diye anılan ve milletimize saldırının asılsız bir malzemesi haline getirilen Ermeni Techiri’de bu örneklerin en hayati olanlarındandır. 1. Dünya Savaşı sırasında, Çarlık Rusyası ve İngilizler ile işbirliği halinde olan Ermeni çeteleri, “Denizden Denize Ermenistan Projesi” hayaline kapılarak emperyalist ülkelerin öncü müfreze gücü oldular. Kafkaslarda ve Doğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Türk, Kürt ve Müslüman nüfusa kırım ve zulüm uyguladılar. Savaş koşulları sebebiyle hem iç isyanları önlemek hem de doğu sınırını güvence altına almak isteyen Osmanlı, Ermeni nüfusu göç ettirme kararı aldı. Bu sayede sınırımız güvence altına alındı, Ermeni vatandaşların emperyalist planlara alet edilmesi ve karşılıklı kırımın daha fazla yaşanması engellendi.

 

Osmanlı Devleti çıkardığı Tehcir Kanunu ile, sınır bölgelerinde yaşayan Ermeni vatandaşlarını Suriye ve çevresine göçe tabi tuttu. Kanunun  iç bölgelerde uygulanmasında acele edilmedi. Zaten 24 Nisan tutuklamalarında tüm yurtta faaliyet gösteren Ermeni çetelerine büyük oranda darbeler indirilmişti. Boğazlıyan ve çevresinde faaliyet gösteren çeteler ise, bu tutuklamaları ve tehcir kanunu atlayarak Boğazlıyan bölgesinde 2 Eylül 1915 günü büyük bir isyan çıkarttılar. Köyleri ateşe verip, birçok masum insanı katlettiler. Durum hemen İçişleri Bakanlığı’na bildirildi. Bakanlık, bir telgraf emri ile bu bölgede yaşayan Ermeni vatandaşların 24 saat içinde Suriye ve çevresine göç ettirilmesini istedi. Kemal Bey aldığı emri derhal yerine getirerek, üstün bir titizlikle ve vatan sevgisiyle görevini yerine getirdi.

  İşgal Dönemi Yargılama Yapılıyor

İstanbul’un işgal edildiği Damat Ferit Hükümeti’nin işbaşında bulunduğu bir ortamda, İngilizlerin baskısıyla uygulanan “kurban arama siyaseti” sonucunda, Türk yöneticiler hakkında yeniden soruşturma açılır. Daha önce Divan-ı Harp’ta yargılanmış ve beraat etmiştir. İtilaf devletlerinin kontrolündeki İstanbul’da Ermenileri göç ettirmeye zorlama suçu bahane edilerek vatanseverler her yerde aranır, sıkıştırılır. Hesap sorma dönemi başlar. İçlerinde Ziya Gökalp, Halil Kut, Ali İhsan Sabis gibi kadroların olduğu 145 vatansever Malta’ya sürgüne gönderilir. Kemal Bey,  Ermeni Patrikhanesinin ve İngilizlerin baskısıyla yeniden yargılanmaya tabi tutulur. Davada sahte şahitler ve asılsız belgeler kullanılır. Bunlara daha fazla dayanamayan Hayret Paşa davadan çekilir. Yerine meşhur Nemrud Mustafa Paşa tayin edilir. İlerleyen dönemde, Atatürk ve silah arkadaşları hakkında da idam kararı verecek olan Nemrud Mustafa Divan-ı Harbi, Ermeni yalancı şahitlerin delaletiyle Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey hakkında idam kararı verir.  Bu mahkumiyet savaş suçlusu aleyhine verlen ilk idam cezasıdır. İnfaz Beyazıt Meydanı’nda Gerçekleşir. İlk idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey olur. Oysa görevini yapmakla yöre halkını katliamdan kurtarmıştır. Hüküm 10 Nisan 1919 günü Beyazıt Meydanı’nda yerine getirilir. Son sözleri ‘‘Beni ecnebilere yaranmak için asıyorlar. Buna adalet diyorlarsa kahrolsun böyle adalet. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin” olur. Kemal Bey’in bu konuşması üzerine, İngiliz Muhipleri Cemiyeti Başkanı ve o zaman Adliye Müsteşarı olan Sait Molla, meydana bakan eski rektörlük binasının penceresinden  ”Söyletmeyin bu alçak heriri!”  diye bağırır. Bu uyarının ardından cellatlar Kemal Bey’in idamını gerçekleştirir.     Meydanı bir matem manzarası sarar. Her adımda artan cenaze alayının geçtiği sokaklarda evlerden kadınlar hıçkırarak gözyaşlarıyla mateme iştirak eder. İnfaz normal uygulamanın aksine sabaha karşı değil, öğleden sonra yapılmıştır. Her gün yaptığı gibi cezaevine oğlunu ziyarete giden babası Arif Bey Beyazıt Meydanı’ndan geçerken oğlunun idam edildiğini görür, çılgına döner. Cenaze kendisine teslim edilir.

 Millet Kemal Bey’i Bayrak Haline Getirir

Bu hadise Kemal Bey’i bir millet kahramanı mertebesine yükseltir. Merhumun naaşı milli bir kurban gibi, darağacından Türk gençliğinin muhabbetli kollarına düşer. Bir kısım gazeteler Kemal Bey’in idamını geniş bir şekilde yayımlar. O devire göre alışılagelmişin dışında cenaze töreninde çelenk taşınır, fotoğraf çekilir, tabuta Türk bayrağı örtülür, intikam yeminleri edilir.    Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’in idamı Mütareke dönemi İstanbul’unda ortaya çıkan ilk protesto gösterisi, idam sehpasındaki siyasi vasiyet niteliğindeki son sözleri de milli direnişin kıvılcımı olur. İstanbul’un işgal altında olduğu bir ortamda düzenlenen cenaze törenine bir Türk askeri birliği eşlik eder. Askeri Tıbbiye öğrencileri de cenazeyi ”Türklerin Büyük Şehidi Kemal Bey” yazılı bir çelenkle karşılar. Mülkiyeliler ve çok kalabalık bir halk kitlesi cenazeye katılır. İngilizler, halkın cenazeye  gösterdiği ilgiden dolayı telaşa düşer.

TBMM ve Atatürk Kemal Bey’e Sahip Çıkar

Mehmet Kemal Bey gibi mağdur duruma düşen bütün şehit aileleri için Atatürk’ün TBMM, Türk milletinin kadirşinaslık ve vefa duygularının ifadesi olur. TBMM 27 Haziran 1926 tarih 405 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren kanunla “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda duçar-ı gard olan ricalin ailelerine verilecek emlak ve arazi hakkında kanun” çıkartılır. Talat Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Bey, Bahaeddin Şakir, Cemal Paşa’nın yaverleri Süreyya ve Nusret Bey, Sait Halim Paşa’nın ailesi olan 21 kişiye maaş bağlanır.    TBMM’nin 14 Ekim 1922 günü çıkardığı kanunla Kemal Bey, “Milli Şehit” olarak kabul edilir. Atatürk’ün kanunun gerekçesini; ”Memleketin kurtuluşunu, geleceğini, saadetini ilerleme ve gelişmesini hayat tarzı kabul eden ve suikaste maruz kalarak şehit edilen yöneticilerin geride bıraktığı eş ve çocukları milletin ve devletin emanetindedir. Büyük idealler peşinde hayatlarını feda eden büyük insanların aile ve evlatlarının acılarını teselli etmek, onları mükafatlandırmak benzerlerini gayrete getirmek ve milletin şükran hislerini göstermek, kuvvetlendirmek, onların fakir fukara durumuna düşmemesi için gereğini yapmak” şeklinde açıklar.   Türkiye Cumhuriyeti şehitlerine sahip çıkarak Ermeni çeteleri ve taraftarlarına gözdağı verir. Bu şekilde sözde soykırım iddialarının düzmece olduğunu ve suçlu görülerek idam edilen veya suikaste kurban edilenlerin de bir suçları olmadığını Meclis kararıyla teyid eder.   TBMM 25 Aralık 1921 de eski Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’i de çıkarttığı bir kanunla Milli Şehit ilan eder.      Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 1919 yılında İngiliz işgalcilerine karşı direnişin simgesi olmuştu. Kemal Bey, bugün bizi katliamcı bir millet ilan etmeye çalışanlara karşı yürüttüğümüz mücadelede, Türk Milleti’nin klavuzu ve bayrağı olmuştur.         Kemal Bey’in vasiyetindeki son sözü tarihi bir uyarı niteliğindedir:       FERTLER ÖLÜR MİLLET YAŞAR!                                                                                Sinan SUNGUR

Submit a Comment