Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

İnciraltı Tarih Cemiyeti | 20 Şubat 2017

Scroll to top

Top

No Comments

Maraş'ı Kanatan El: Gladyo

Maraş’ı Kanatan El: Gladyo

“Bunun adına anarşi denmez, sağ-sol çatışması da denmez. Bu Alevi-Sünni düşmanlığı ile de açıklanamaz. Bu, planlı ve örgütlü bir saldırıdır, katliamdır. Çevre illerden Maraş’a getirtilen katil çetelerine belli adresler gösterilmiş, noktası ve virgülüne kadar hesaplanan bir plan yürürlüğe konmuştur. ”

Uğur Mumcu Aralık ayı yıllar yılı yüreğimizde bir yara, karanlığın üstümüze çöktüğü, bulutların arasındaki güneşin bile ışığını kıstığı bir dönem… Türkiye tarihi açısından hazin olaylara tanık olmuş bir ay, Aralık ayı. Gericiliğin hortladığı, aydınlanma savaşının daha da bir önem kazandığı bu ay, Menemen’de elleri kanlı gericiler tarafından boğazlanarak şehit edilen Teğmen Kubilay’ın 85. ölüm yıldönümünün yanı sıra Maraş’ta korkunç, alçakça ve haince planlanmış ve sahneye konmuş bir katliamın da 35. Yıldönümü.

Maraş Katliamı, 12 Eylül Amerikancı Darbesi’ne giden süreçte yaşanan, Gladyo tarafından planlanan katliamlar silsilesinden sadece bir tanesi. İstiklal madalyalı, Fransız’a karşı direnen ve ‘Kahraman’ sıfatını kazanan Maraş, katliam günlerinde Kurtuluş Savaşı’nda verdiği kayıplardan daha fazlasını ve daha vahimini 19-26 Aralık 1978’de yaşamıştır. Bu vahşeti gözler önüne sermek ve asıl suçlunun maskesini indirmek Aralık ayını ‘gericilikle mücadele ve Aydınlanma ayı’ ilan eden Atatürk Gençliği için en kutsal görevlerdendir.İLK EYLEM, İKİ BÜYÜK TESADÜF     Takvim yaprakları 15 Ağustos 1955’i göstermektedir. Sabah saatleridir. İstanbul’da Rum ve Ermeni ailelerin kapılarına gizli eller tarafından haç işareti çizildiği görülür. Yine o tarihlerde Kıbrıs sorununu görüşmek üzere Londra Konferansı toplanmış ancak konferans çözüm getirmemiştir. 6 Eylül günü Demokrat Parti Milletvekili Mithat Perin’in, Ekspres gazetesinde, Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberiyle intikam çağrıları yayımlanır. Yıllar sonra 1991’de Özel Harp Dairesi Başkanı Org. Sabri Yirmibeşoğlu’nun “Bir Özel Harp Dairesi işi” olduğunu açıkladığı, “Muhteşem bir örgütlenmeydi ve amaca ulaşmıştı.”(1) diyeceği tertibin ilk kıvılcımı çakılır. Taksim’de büyük kalabalıklar toplanır ve Müslüman olmayanların çevredeki işyerlerine saldırı ve yağma eylemleri başlar. Saldırılar hızla bütün İstanbul’a yayılacak, yıkıcı eylemler İzmir’e de sıçrayacaktır. Resmi saptamalara göre, 6- 7 Eylül günleri çoğu Rum ve Ermenilere ait 5583 işyeri ve ev tahrip edilmiş ve yağmalanmış, 3 kişi öldürülmüş, 30 kişi yaralanmış; 73 kilise, 1 havra, 8 ayazma, 2 manastır yıkılmış ve yakılmıştır. (2) 32 Rum ve Ermeni okulu tahrip edilmiştir.

Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atan Oktay Engin ise o tarihlerde MİT elemanı olan bir öğrencidir. Daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı’na kadar yükselecek, 16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi’nde 16 devrimci gencin bombalanarak katledilmesi olayına adı karışacaktır. Kendisini 12 Eylül 1980’de ise Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olarak göreceğiz. Kışkırtmayı yapan Ekspres gazetesi sahibi, DP Milletvekili Mithat Perin de MİT mensubudur. Olaylar sırasında CIA Başkanı Allen Dulles da İstanbul’dadır . Yıllar sonra yine Gladyonun tertipleyeceği Maraş olaylarının hemen öncesinde yine bir CIA ajanını Maraş topraklarında göreceğiz. 6- 7 Eylül tertibi ise ilk büyük gladyo eylemi olarak tarihte yerini alacaktır…YILLAR SONRA         12 Mart darbesiyle birlikte ülke içerisindeki dengeler değişir. Halk içerisinde kamplaşma yaratılmaya, bununla birlikte sağ-sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni olmak üzere farklı kesimler karşı karşıya getirilmeye çalışılır. Darbe döneminde kutuplaşma noktalarını sağ ve sol olarak belirleyenler buna Alevi-Sünni ayrımını da ekleyerek 12 Eylül Amerikancı darbesinin koşullarını hazırlık sürecine girişirler…

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın kahramanı olarak anılan Bülent Ecevit, namı diğer Karaoğlan, 1977 seçimlerine Milli Selamet Partisi’yle koalisyonu bozarak tek başına girmeyi tercih eder ve az farkla tek başına iktidar olur.         Değişen iktidar sebebiyle gerçekleşen kadro değişiklikleri ve ekonomi çevresinin sol kesime kayması, öteden beri MHP’nin kalesi olarak bilinen Kahramanmaraş’ın diğer ekonomi çevrelerinde de bir rahatsızlık yaratır. Katliamdan hemen sonra ise Aydınlık gazetesinin 12 Ocak 1979 tarihli sayısında, Alevi iş adamlarını kendilerine tehdit olarak gören işadamlarının bir bölümünün, katliam sırasında saldırganlarla işbirliği içerisinde olduğu ve katliamın EDEM Yağ Fabrikası’nda yapılan toplantıda kararlaştırıldığı yazacaktır.(3)         Tıpkı 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi, bir CIA ajanı olan Ankara’daki ABD Büyükelçiliği İkinci Katibi Alexander Pack, kanlı olayların başlangıcı olan 19 Aralık 1978’den kısa bir süre önce Kahramanmaraş’a gelir ve burada bir süre kalır. Görünen odur ki Gladyonun çarkını döndürebilmesi için en uygun yer Maraş’tır. CIA Ajanı Alexander Pack, yine benzer bir senaryonun ortaya konduğu, onlarca kişinin katledildiği 28 Mayıs 1980’den önce de Çorum’da bulunmuş, hatta Malatya ve Amasya’yı da aynı emellerle ziyaret etmiştir. Türkiye’deki diplomatlardan hiçbirinin gezisi, görüştüğü kişilere bölgede yaşayan Alevi- Sünni oranını, Sağ- Sol oranını, çatışmaların mezhepsel mi ideolojik ve etnik mi olduğunu soran Pack’in ki kadar ilgi uyandırıp, tartışma yaratmamıştır.         Köken itibariyle ise Türkmenlerin yoğunlukta olduğu, bir kısmı Kürt kökenli, Sünni ve Alevi inançlı vatandaşların bir arada yaşadığı ve topyekûn Fransız işgaline karşı verdiği şanlı direnişi ile İstiklal Madalyasını göğsüne çakan Kahramanmaraş’ta, mezhep tartışması ve kavgası olmaz. Ta ki takvim yaprakları Aralık 1978’i gösterene kadar…

KATLİAMA ADIM ADIM…       

Cüneyt Arkın’ın başrollerini oynadığı “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı film, Kahramanmaraş Çiçek Sineması’nda gösteriliyordu. Film, Sovyet’lere giden iki gurbetçi Türk’ün anılarını anlatıyordu ve film oynarken seyirciler arasından “Müslüman Türkiye”, “Komünistler Moskova’ya”, “Katil İktidar” gibi sloganlar atılıyordu. Film arasında salonda patlayan ses bombasıyla ortalık karışır ve dışarıda galeyana gelenler slogan atarak yürüyüşe geçerler. PTT binası, CHP, TİKP başkanlıkları, TÖB-DER ve DİSK’in camlarını kırarak, yağmalarlar.         20 Aralık günü Alevilerin gittiği yer olarak bilinen Akın Kıraathanesi bombalanır. İki kişi ağır yaralanır. 21 Aralık günü bu olayın gerginliği devam ederken, Türkiye İşçi ve Köylü Partisi (TİKP) üyesi ve devrimci öğretmenlerin örgütü TÖB-DER içerisinde aktif görev alan Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak hedef seçilir. Öldürülen öğretmenler kentte büyük tepki uyandırır.         22 Aralık Cuma günü öldürülen öğretmenlerin cenazelerini almaya gelenler, artarak hastanenin önünde birikir. Bu kitleyi bekleten hastane yönetimi, Cuma namazı çıkışı cenazeleri bırakır ve Cuma namazından çıkanlar cenazeleri “Komünistlerin namazı kılınmaz” diyerek camiye sokmazlar. 10 bin kişilik kitleyi dağıtmaya güvenlik güçleri yeterli olmaz ve Maraş’ta sol görüşlülere ait dükkan ve işyerleri yağma edilir. Taş ve sopalarla tahribat yapmakta olan sağ gruplar askeri birlikler tarafından kovalanarak saat 18.00 civarında dağıtılır. Olaylar sonunda 3 sağ görüşlü gösterici yaşamını kaybeder. Bu kayıplar sağ kesimde büyük yankı uyandırır.KAN-REVAN-MARAŞ         Şehir merkezinde meydana gelen olaylar çevre köylerde de etkisini göstermiştir. Katliamın uygulayıcıları, kentin çevresindeki Sünni köylere giderek oradaki insanları “Maraş’taki solcular, komünistler, Aleviler birleşerek cami yakıyorlar, kadınlara tecavüz ediyorlar” diye kışkırtırlar.                 Alevilerin daha azınlıkta olduğu mahallelerde, ev aramaları ve baskınları gittikçe artar. Özellikle Yörükselim Mahallesi’ndeki olaylarda, insanlığın en utanç verici anlarına tanık olunur. Gözüne şiş sokulan yaşlı kadınlar, kadının arkasından baltayla vurup karnındaki cenini öldürenler, çoluk çocuk demeden büyük bir kıyım yaşanır.         Bağlarbaşı İmamı Mustafa Yıldız’ın ise 22 Aralık 1978 günü Cuma namazında, “Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diye vaaz verdiği anlatılmaktadır.Aksakalı kana bulanmış, bastonuna güçlükle dayanarak ayakta durmaya çalışan bir Kahramanmaraşlı, “Kim, kimi öldürüyor? Neden öldürüyor? Maraş, Fransız işgalinde bile böylesine kötü, böylesine acı günler yaşamadı.” diyor, feryat ediyordu.Olayların üzerine hava indirme komandoları, “Mesele, Türkiye’nin bölünmesi. Çeşitli mihraklar ülkeyi bölebilmek için her çareye başvuruyorlar” tespitini yaparlar.Ecevit hükümeti, kolluk kuvvetlerin yetersiz kalması üzerine Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e başvurur fakat Evren sıkıyönetim ilan edilene kadar tek bir askerin bile olaylara müdahale etmesine izin vermez. Katliamların sürmesi ve diğer illere sıçrayan olaylardan ötürü 25 Aralık günü 13 ilde Sıkıyönetim ilan edilir

MARAŞ’IN KANI KURUMADI  

Sıkıyönetimle birlikte olaylar kısa süre sonra durdurulur. Geç gerçekleştirilen müdahaleden sonra asker sokakta çürümüş cesetlerle karşılaşır. Maraş halkının büyük çoğunluğu diğer illere göç eder. Olaylarda resmi rakamlara göre 111, Maraş halkına göre 150’den fazla ölü; 176 yaralı vardır. Vahşet günlerinden sonra kurulan mahkemede sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır. Olayın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger yargılanıp beraat eder ve soyadını Şendiller olarak değiştirir. Şendiller, daha sonra 1991 yılında Refah Partisinden 19. Dönem Kahramanmaraş milletvekili seçilecektir.(4)         Barış Yiğit, Ali Kalan, Nusret Senem ve Emcet Olcaytu ile beraber çalışan onlarca hukukçu Kahramanmaraş’ta sahneye konulan kışkırtmanın asıl faillerinin bulunması için yılmadan çabalarlar. Avukatlar Halil Güllüoğlu, Ahmet Albay ve Ceyhun Can ise dava sürerken uğradıkları kalleşçe saldırılarda öldürülürler.         Bugün yaşadıklarımızdan o kanlı günlere tekrar baktığımızda o günlerin yansımasını siyasi olaylarda hala görebiliyoruz. Maraş Emniyet Müdürü Aldülkadir Aksu AKP’den milletvekili olurken, davanın avukatlarından Nusret Senem ve rahmetli Emcet Olcaytu Ergenekon davası sürecinde yargılanmıştır.KATLİAMDAN BUGÜNE         Tüm bu olaylara bakıldığında Amerika tarafından Sovyet tehlikesine karşı kurulan Gladyo’nun kanlı tezgahlarından birini net olarak görüyoruz. Maraş, Çorum, Sivas’ta yaşanan olayların senaryosunun genelde aynı olması bu tertiplerinin tek bir el tarafından yönetildiğinin açık kanıtıdır. Etnik kimlik siyaseti ile ‘millet’ olma bilincimizin hedef tahtasına oturtulduğu günümüzde, yıllar önce de yine aynı Amerikancı odaklar tarafından, bu defa mezhep veya inanç temelli bir ayrım yaratılmaya çalışılmıştır.         Daha sonra CIA ajanı olduğu belirlenen ABD Büyükelçiliği İkinci Katibi Alexander Pack’in katliam gerçekleştirilen tüm illeri önceden gezmesi ve katliam kışkırtıcılığı adına sorular sorması ise kesinlikle tesadüf değildir. Devrimci öğretmenlerin cenazelerinin Cuma namazında galeyana getirilen kitlenin çıkışına kadar bekletilmesi de…         Maraş olaylarında yaşananlardan yola çıkan kimseler bu olayı Alevi- Sünni düşmanlığına ve millet olma bilincinin tam oturmadığına yorarak bu olayı kendi siyasi emellerine alet ediyorlar. Bugün Maraş’ı tertipleyen Amerikan emperyalizminin kuyruğuna takılanların, Maraş’ı, Dersim veya Roboski ile bir göstererek Maraş’ın yasını tuttuklarını, “hesap soracağız” naraları attıklarını görüyoruz. Maraş’ın hesabı ancak, Amerikan emperyalizmine cepheden tavır alarak ve ona karşı mücadele ederek sorulabilir.         Amerikancı tertiplerle birbirlerine kırdırılmaya çalışılan, iki elinde de Türk bayrağı olan sağ ve solu birlikte sahiplenenler, aynı evde bir çatı altında yaşayıp aynı pencereden farklı yerlere bakan Alevi ve Sünnileri birlikte kabul edenler, biri birinin amcası diğeri ötekinin dayısı olmuş Türk ile Kürdü bağrına basanlar Maraş’ın hesabını er yada geç soracaktır.

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız     Karşıyaka köyleri, obalarıyla

Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,     Komşuyuz yaka yakaya

Birbirine karışır tavuklarımız     Bilmezlikten değil,

Fukaralıktan     Pasaporta ısınmamış içimiz

Budur katlimize sebep suçumuz (3)

EREN ÖZTÜRK – EMRAH ZORBA

DİPNOT:

1) Fatih Güllapoğlu, Tanksız Topsuz Harekat, Tekin Yayınevi, İstanbul, 1991, s. 104

2) 1960 Yassıada Yüksek Adalet Divanı Tutanakları, 6-7 Eylül Hadiseleri, s. 115, Özel Harp Dairesi, 2. baskı, Güncel Yayıncılık, İstanbul, Ekim 2007, Ferit İlsever, Kontrgerilla 1, s. 80, Kaynak Yayınları

3) ://www.gazetevatan.com/maras-katliaminin-yil-donumu-12654-galeri-yasam-fotogaleri/?Sayfa=9 4) ://www.zaman.com.tr/politika_maras-olaylari-tezgah-yuzlesmek-istiyorum_679037.html5) Ahmet Arif- Otuzüç Kurşun      

Submit a Comment